24 Ekim 2010 Pazar

Speed Run

Uykumun aşırı derecede bastırmış olması yüzünden hızlıca özet geçmek istedim. Bugünün farkı şu an arkada herhangi bir müzik çalmaması. Şu an İstanbula gittiğimde blizzconu bahane eden bir kişinin bloguna göz ucuyla bakıyorum.Utanmamış bi de gidip yazmış Blizzconu çok ayıp çoook :P Neyse efenim zorlu bir haftanın üstüne uzuuuun bir yolculukla İstanbula gitmeyi başardık. Sözde 4 kişi ile başlayan plan hasta olmasına rağmen gelen bir arkadaşla uygulandı ama birazcık farkla. Saatin çok erken olması sebebiyle ortaköyden taksime yürünülüp orda Galatasaray yürüyüşüne takılınıp geçirilen vakit, baya bi sonra fark edildi :D yolda bizden gurur tablosunu açıklamamızı isteyen turist çift, ve daha sonra torunları için istanbul yazılı tişörtü nerden bulabilceğini soran amca da sabaha süs katan detaylardı tabi, bir de jeton sistemini beğenmeyen asyalı abla vardı tabi.
Taksimde geçirilen vakit sırasında zar seti bulamamak çok koydu, ama en acı kısmı sabahtan gerekli şeylere gitmeyi akıl edememekti, neyse bi dahaki sefere artık.
Disko Kralında da konuklar öyle çok kafa olmamasına karşın hande yener ve türevleriyle başak geçen Nahide karakterine bittim. Başta gerçek olduğunu sansam da (adını bile anlamamıştık o gürültüde) sonra gerçek olmadığını farketmemizle olay baya eğlenceli bi hal aldı, yakalayabilseydim resim de çekilcektim >.< ama olsun zaga band ve enes&aziz ikilisi ile resim çekildik onlar da yeter, onlar da önemli insanlar :D Ayrıca hepsiyle resim çekileceğimi söyleyince de sallamadığımı kanıtlamış oldum. Bugün dönerken de elemanlardan birine Gs yenicek demiştim, çok pozisyona girsekte yenemedik ama olsun, bazılarının önceden hazırlandığı gibi fark olmadı, insanlara kapak oldu. Ama takıma bir hırs gelmiş, istek gelmiş, Hagi ne yaptıysan bana da yap bu terapiyle yapılmıycak iş yok valla. Umarım sezonun geri kalanı bu maçın ilk yarısı gibi oynarız da seyir zevki de alırız kazanırken.
Hagi Büyüksün

16 Ekim 2010 Cumartesi

The Force shall free me.

3-4 gündür yazayım diyorum bişeyler olunca unutuyorum filan. Bugün de açtım kaç saattir boş boş bakıyorum. Ne yazsam bilemedim. Aslında yazcak şey de çok ama bu blogun konseptine (var tabi) uygun değil.

-Battlelore - Journey to Undying Lands-

Supernatural izleyenler bilir şeytanla anlaşmanın ne kadar riskli olduğunu. İşte artık ben de o şeytanla kumar oynuyorum, görünüşe bakılırsa şeytan yardımını da esirgemiyor. Arka arkaya gerçekleşmesi lotonun 6 ihtimali kadar düşük olan olaylar yavaş yavaş gerçekleşince insan ister istemez bir gaz ve bir cesaret buluyor tabi. Some possibilitiiiz, okazyoons derken kiminin desteklemediği kimininse değer diyerek devam dediği işlere sokuyorum burnumu. Başka zaman olsa kendime küfrederdim ama zamanla birlikte değişmeyen özelliklerimiz kalmıyor tabi. Şaka bi yana kendimi daha bir "Dark Side" taraftarı hissediyorum artık.Hedefe ulaşmak için elimizden geleni yapmak zorunda olduğumu biliyorum, iyi veya kötü ne olursa olsun.


-Battlelore - Sons of Riddermark-

Haftaya sadece bir gün için İstanbuldayım. Sabahtan gelip akşam Disko Kralına katılıcaz izleyici olarak :p aynı zamanda 3. gidişim olucak bu. ilk gidişimde resim çekmeye değecek konuk olmaması(hemen hemen), ikincisinde ise telefonun şarjı bitmesi yüzünden resimsiz dönmüştüm. Bu sefer gerek telefon, gerek makina ve yedek pilleriyle hazırlıklı gidiyor olucam. Gün içinde de sevgili arkadaşlarım ay işimiz çıktı diyip son anda caymazsa onlarla da buluşmuş olucaz. Şimdi aklıma gelmişken bikaç dvd fotoğraf yazdırmam da lazım, ölme eşeeem ölme. Yarın (aslında bugün) akşam da Suidakra konseri var dün bilet bulamadım ve sanırım kapıdan alınca azıcık kitliycekler bileti

Bu arada bursadan gol haberi var, kız milleti hala akıllanmamış kola falan spamlıyolar, yapmayın etmeyin zorla troll çağırmayın. özellikle aradım buldum bu suratı da az önce.


ayrıca okuyan kişiler görüyorum istatistiklerden var olduğunuzu, ama şöle bi izleyin filan da kim olduğunuzu bilelim yau :D Ona göre bir hitap şekli belirleyelim