16 Eylül 2011 Cuma

Vatikan şeysi

Bir önceki yazıda bahsetmeyi unutmuşum, akşam bu ne abi her yer kapalı -hayır ingilizce- dediğimiz eleman bize "Welcome to Rome, there is nothing here" demiş ve bizi kitlemişti. Şimdi güne dönersek sabahın körüne alarm kurmuştuk, körü dediğim de 8 falandır en erken. Böyle bozuk duşa girip yıkanma faslı koşturarak check-out yapmak falan derken gittik Terminiye bıraktık çantaları. İlk iş öğle yemeğiydi veee SUPER MARIO'yu bulduk. Yediğimiz en güzel pizzadan sonra SM ile resim de çekildik. Bu arada adamın adı sanırım gerçekten Mario, öyle sesleniyolardı.
Neyse efenim böyle yer rezervasyonu bilmem ne yapmadık istasyona geri dönelim derken bi markete dalmış bulunduk. Alışveriş sonrası -alışveriş dediğim birer su falan- tam çıkıyooorduk kiiiğ Zenci Hacı Amca durdu ve nerdensiniz siz yegenlerim tadında bir soru sordu. Türkiye falan dedik ve Monolog tadında dialog:
ZHA:Aaarkadaas
GvA: -trollface-
ZHA: You know Erbakan, not Erdogan ?
GvA: Yes
ZHA: He was a great leader, he died.
GvA: ...
Kasiyer: "O.O"
daha sonra ZHA yumruğunu sıkar ve göstererek "THE GRAAAAAAAAND ISLAAAAAAAAAAM" der, çıkar ve gider. Biz dehşete düşmüş şekilde kamera şakası olup olmadığını anlamadan bunun geyiğini sürdürmek üzere yolumuza devam ederiz.
Vatikana ulaşmak üzere durağımızda indikten sonra "Vatikan nerde lan?" diye aranırken fotoğraftaki adı Storia e Magica, lakin ingilizce broşüründe daha farklı bişi yazdığına inandığım dükkana girdik. Girişinde Slytherin cüppesi, hemen yan odasında V kostümünden tut ilginç figürler bulunabilen, tabiri caizse sevimli bir turuncu hanım kızın yardımcı olduğu dükkandan elimizde birer kadehle ayrıldık. O kadehte resimlerde mevcut zaten. Aslında hemen ayrılmadık, Vatikan'da elimizde olmasın diye bıraktık ve Vatikanı turlamaya başladık. Çok uzun bir sıra yoktu ona seviniyorum. Hayatımda çıkmadığım bir merdiveni çıktıktan sonra bütün Vatikan ve Roma ayaklarımızın altında kaldı. Sonra söve söve indik ve kadehlerimizi aldık. Sonrasında acıkan GG bişiler yedi ve biz Castel Sant'Angelo sırasında beklemeye koyulduk. Kaleyi biraz turladıktan sonra Passetto di Borgo yürüyüşüne (buraya tık) çıkmış olduk. Ordaki saçmalamalar haricinde bişey yazmama gerek yok heralde. Ordan döndüğümüzde de kaçta olduğunu hatırlamadığım Firenze trenine bindik ve vee vee... to be continued.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder